Gerekçeli Karar Nedir?

gerekçeli karar - gerekçeli karar örneği

Gerekçeli karar, kısaca mahkemenin yargılama sonucunda verdiği hükmü ve bu hükmün gerekçesini belirttiği metindir. Gerekçeli karar, hukuk dünyası için oldukça önemli bir kavramdır.

Mahkeme tarafından verilen hükmün ne sebeple, neye dayanarak ve hangi düşünceyle verildiği gerekçeli karardan anlaşılır. Yeterli gerekçenin bulunmadığı ya da gerekçesiz olan bir karar hukuken geçerli olmayacaktır. Mahkeme kararlarının mutlaka hukuken geçerli bir gerekçeye dayanması gerektiği Anayasa’da yer alan vazgeçilmez bir ilkedir.

Davanın son duruşmasında davanın nasıl sonuçlandığı açıklanır ve duruşma zaptına yazılır. Ancak bu kararın gerekçesi duruşmada belirtilmez ve zaptta yer almaz. Son duruşmada açıklanan karara kısa karar denilmektedir. Gerekçeli karar ise son duruşmadan sonra yazılır ve taraflara tebliğ edilir. Yani davanın tarafları hangi gerekçe ile söz konusu kararın verildiğini ancak son duruşmadan sonra yazılacak olan gerekçeli karar ile öğrenebilecektir. Gerekçeli karar ile kısa karar uyumlu olmalı, arada çelişki bulunmamalıdır.

Gerekçeli karar nedir sorusuna verilebilecek yanıtlardan biri de adil yargılanma hakkının teminatı olduğudur. Davanın tarafları gerekçeli kararda hangi delilin ne şekilde değerlendirildiğini, tarafların talep ve beyanlarının mahkeme nezdinde nasıl ele alındığını ve nihai olarak verilen kararın hangi somut hukuki kurala dayandığını görebilir. Tarafların kararın gerekçesini ve dayanağını öğrenmesi, yani bir kararın neden verildiğini öğrenmesi adil yargılanma hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Ayrıca taraflar verilen karara itiraz ederken mahkemenin gerekçeli kararındaki gerekçelere dayanarak itiraz edebilir. Gerekçesiz bir karara itiraz edilecek olması neye ve nasıl itiraz edileceği belirsiz olduğundan hukuk güvenliğini zedeleyecektir. Bunun yanında gerekçeye dayanma zorunluluğu mahkemenin sübjektif ve keyfi biçimde karar vermesini de engeller.

Gerekçeli Karar Yazıldı Ne Demek?

Gerekçeli karar yazıldı” ibaresi çoğunlukla vatandaşın e-devlet ya da UYAP platformlarında görüp ne manaya geldiğini bilmediği bir ibaredir. Bu ibareden ne çıkarılması ve anlaşılması gerektiği ihtilaflı bir konudur. Öncelikle ifade etmeliyiz ki bu ibare uygulamada kısa kararın yazılmasından sonra yani son duruşmadan sonra makalemizde bahsi geçen gerekçeli hükmün yazılması manasına gelir. Bu sebeple hükmün gerekçeli açıklaması bu aşamada yazılmış olmaktadır.

Gerekçeli Kararda Yer Alması Gereken Unsurlar

Bazı unsurların gerekçeli kararda mutlaka yer alması, belirtilmesi gerekir. Bu unsurlar açısından eksiklik bulunması halinde gerekçeli kararın dayanak ya da gerekçeden yoksunluğu gündeme gelir. Hukuk davaları sonucunda ve ceza davaları sonucunda gerekçeli kararda yer alması gereken unsurlar farklılık göstermektedir. Ceza yargılaması doğası gereği daha titiz bir yargılama gerektirdiğinden gerekçeli kararın da daha ayrıntılı olması gerekir. Hukuk davaları sonucunda yazılan gerekçeli kararda şu unsurlar bulunmalıdır;

  • Tarafların iddia ve savunmaları
  • Tarafların uyuşmazlık yaşadığı konu
  • Toplanan ve sunulan deliller
  • Delillerin değerlendirilmesi
  • Delillerin reddedilme ya da kabul edilme sebepleri
  • Vakıalardan varılan sonuç
  • Karara dayanak olan hukuki kural

Ceza davaları sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmaması ya da mahkumiyet dışında başka bir karar verilirse bu kararın gerekçesi mutlaka gerekçeli kararda gösterilmelidir. Ancak ceza yargılamasında mahkumiyet kararı verildi ise gerekçeli kararda şu hususların yer alması gerekir;

  • İddia makamı ve savunma makamının beyanları
  • İddia makamı ve savunma makamının sunduğu deliller
  • Delillerin değerlendirilmesi
  • Delillerin reddedilme ya da kabul edilme sebepleri
  • Deliller sonucunda hangi kanıya varıldığı
  • Suça konu eylemin unsurları ve niteliği
  • Hangi kanun maddesine dayanıldığı
  • Cezayı hafifletici, ağırlaştırıcı ya da kaldıran hallerin değerlendirilmesi ve uygulanıp uygulanmayacağının nedeniyle birlikte değerlendirilmesi
  • Hapis cezasının adli tedbire çevrilip çevrilmeyeceğinin, ertelenip ertelenmeyeceğinin ve başkaca bir güvenlik tedbiri uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi
  • Karara karşı itiraz merci ve itiraz süresi

Gerekçeli Gerekçeli Karar Ne Zaman Tebliğ Edilir?

Gerekçeli kararın ne kadar sürede yazılması gerektiği ilgili mevzuatta belirtilmiştir. Hukuk davalarında, son duruşmada kısa kararın bildirilmesinden itibaren 1 ay içerisinde gerekçeli kararın yazılması gerekir. Ceza yargılamalarında ise bu süre son duruşma gününden itibaren 15 gündür.

Her ne kadar kanunlarda süreler bu şekilde belirtilmiş olsa da uygulamada bu sürelere uyulduğu çok nadiren görülmektedir. Genellikle gerekçeli kararın yazılması 2 ay civarında sürmektedir. Bu durum mahkemenin yoğunluğu, adli tatil ya da davanın niteliği gibi unsurlara göre uzayabilmekte ya da kısalabilmektedir. Gerekçeli kararın hızlı bir şekilde yazılması adil yargılanma hakkının bir yansıması olmasına karşın ne yazık ki ülkemizde mahkemelerin yoğunluğu nedeniyle gerekçeli karar yazma süreleri makul olmayan ölçüde uzamaktadır.

Gerekçeli Karar Ne Zaman Kesinleşir?

İstisnai durumlar hariç olmak üzere bir hükmün kesinleşmesi için öncelikle gerekçeli karar tebliğ edilmelidir. Aksi takdirde karar kesinleşmiş olmaz. Karar taraflara tebliğ edilmekle beraber karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde hüküm kesinleşmiş olur. Kanun yoluna başvurma süreleri gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren başlamakta olup ceza ve hukuk yargılamaları açısından farklı süreler geçerlidir. Bu süreler HMK ve CMK’nda düzenlenmiştir.

HMK uyarınca Hukuk mahkemelerinin kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurma süresi 2 haftadır. İstinaf mercii olan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı temyiz başvurusunda bulunma süresi ise yine 2 haftadır. Ancak temyiz yolu açık bir karar söz konusu olmalıdır. Ceza yargılamaları bakımından istinaf başvurusu için öngörülen süre 7 gün, istinaf mahkemesi kararına karşı şartlar sağlandığı takdirde temyiz başvurusunda bulunma süresi ise 15 gündür.

Kanun yoluna başvurulmuş olup üst dereceli mahkemenin kararı hukuka uygun bularak onaması durumunda da karar kesinleşmiş olur.

Gerekçeli Karara İtiraz Nasıl Yapılır?

Gerekçeli karara karşı itiraz, kararın hangi mahkemece verildiğine göre farklılık göstermektedir. Öncelikle hukuk davalarında ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına karşı itiraz yoluna istinaf başvurusu denilmektedir. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf mahkemesi olan Bölge Adliye Mahkemesi’nin gerekçeli istinaf kararına karşı ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Belirtmek gerekir ki her uyuşmazlıkta istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurmak mümkün olmadığı gibi bahsedilen süreler de genel olarak uygulanan sürelerdir. Bu süreler içerisinde istinaf ya da temyiz dilekçesini mahkemeye sunarak gerekçeli karara itiraz edilebilir.

Ceza davalarında gerekçeli karara itiraz, süre bakımından farklılık göstermektedir. İlk derece mahkemesinin yazdığı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istinaf başvurusu yapılabilir. Gerekçeli istinaf kararının tebliğinden itibaren de 15 gün içerisinde temyiz yoluna gidilebilir. Ceza davalarında gerekçeli karara itiraz da yine dilekçe sunmak suretiyle gerçekleştirilir.

Gerekçeli Karar Örneği

Gerekçeli karar, her davada farklılık göstermektedir. Bunun nedeni her davanın kendine has özellikler taşıması, dolayısıyla gerekçelerin farklı olmasıdır. Gerekçeli kararın iyi bir şekilde incelenmesi ve kavranması karara itiraz hususunda büyük önem taşır. Aşağıda yer alan örnek gerekçeli karar bir ceza davasına ait olup yalnızca fikir vermesi açısından paylaşılmıştır.

T.C.

AFYONKARAHİSAR

1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

-Adli Para Cezası-

DOSYA NO : 2020/… ESAS

KARAR NO : 2021/…

[C.SAVCILIĞI ESAS NO] : 2020/…

GEREKÇELİ KARAR

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

HAKİM : S… D… (Sicil No:…)

C. SAVCISI : H… Y… (Sicil No:…)

KATİP : N… K… (Sicil No:…)

DAVACI :K.H.

KATILAN :H… B…, A… ve B… kızı, 10/12/1969

M… doğumlu, B…,E…, Y… mah/köy nüfusunda kayıtlı. C… Mah. P… Sk. No:… …/AFYONKARAHİSAR adresinde oturur. TC Kimlik No:…

VEKİLİ :Av.  A… Ş… Ş…

SANIK :E… A…, H… ve G… oğlu, 01/01/1992 A… doğumlu, A…, D…, H… mah/köy nüfusunda kayıtlı. H… Mah. L… Sk. No:…  …/ AFYONKARAHİSAR adresinde oturur. TC Kimlik No:…

SUÇ :Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma

SUÇ TARİHİ :14.05.2019

SUÇ YERİ : …/AFYONKARAHİSAR

KARAR TARİHİ :10.05.2021

Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA:

Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 06.08.2020 tarih ve 2020/… Esas sayılı iddianamesinde: “Olay tarihinde müştekinin şarjlı bisikleti ile seyir halinde iken … plaka sayılı araç sürücüsü E… A…’in aracı aniden müştekinin önüne sürdüğü, müştekiyi aracın altına alarak sürüklediği, akabinde müştekiyi olay yerinden alarak hastaneye bırakıp gittiği, müştekinin alınan ifadesinde olay nedeniyle şüpheliden şikayetçi olması üzerine soruşturma başlatıldığı, Şüphelinin alınan ifadesinde müştekinin kendisinin park halinde iken içinde oturduğu araca gelerek çarptığını, yardım etmek amacıyla müştekiyi hastaneye götürdüğünü beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, bilgi sahibi beyanları, fotoğraflı teşhis tutanağı ve cd inceleme tutanağına göre araç sürücüsünün E… A… olduğunun belirlendiği, müştekinin alınan kati raporuna göre kemik kırığı olacak şekilde yaralandığının ve yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin tespit edildiği, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporuna göre meydana gelen kazada şüphelinin asli kusurlu olduğu, müştekinin herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, Soruşturma kapsamındaki müsnet suçun uzlaşmaya tabi suçlardan olduğu, bu sebeple görevlendirilen uzlaştırmacı vasıtasıyla tarafların uzlaşmaya davet edildiği ancak müştekinin uzlaşma teklifini kabul etmediği bu nedenle uzlaşmanın sağlanamadığının belirlendiği, Yapılan soruşturma neticesinde; her ne kadar şüpheli üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, yardım etmek amacıyla müştekiyi hastaneye getirdiğini beyan etmiş ise de, suçsuz olduğunun iddia eden şüphelinin müştekiyi hastaneye bırakıp herhangi bir kolluk görevlisine bilgi vermeden kaçar vaziyette hastaneden ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve ayrıca şüphelinin müştekiye ehliyeti olmadığını şikayetçe olmamasını söylemesi, hastanede iken bilgi sahibi M…’nin yanına bir erkek şahsın gelerek “şikayetçi olmayın çarpan şahsın ehliyeti yok” demesi, bilgi sahibi Ö..’nin alınan ifadesinde E…’in kendisini arayarak kaza yaptığını söylemesi tümüyle değerlendirildiğinde şüpheli savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşıldığı, Tüm dosya evrak kapsamına göre; suç tarihinde şüphelinin içinde bulunduğu şart ve koşullar gereğince imkanları dahilinde bulunan, uyulması zorunlu kurallara, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı, dikkatsiz, tedbirsiz olarak araç sevk ve idare etmesi neticesi, müştekinin yaralanmasına neden olduğu, bu suretle şüphelinin öngörülebilir ve öngörmesi gerekli olup, öngöremediği neticeyi gerçekleştirmek suretiyle taksirle yaralama suçuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla, Delillerin takdiri mahkemenize ait olmak üzere, şüphelinin yargılamasının yapılarak; suçu sabit görülürse yukarıda yazılı olan sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, şüphelinin işlemiş olduğu kasıtlı suç nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılması halinde hakkında TCK.nun 53. maddesinde belirtilen güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine, karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur. ” Denilerek sanığın 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 89/2-b, 22/4 ve 53/6. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Mahkememize kamu davası açılmıştır.

CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA; ” … Sanığın taksir derecesindeki kusuru ile müştekinin yaralanmasına sebebiyet verdiğinin doktor raporu, bilirkişi raporu, kamera görüntüleri, CD inceleme tutanağı, araştırma -görgü ve tespit tutanağı, teşhis tutanağı, tanık anlatımlarından anlaşılmakla sanığın sabit olan eylemine uyan TCK 89/1, 89/2 b. 53/6 uyarınca cezalandırılması kamu adına mütalaa olunur. ” demiştir.

SAVUNMA;

SANIK SAVUNMASINDA; ” Olay günü ben aracımla pazara doğru gidiyordum. Müşteki ise benim ilerlediğim yolun sağ tarafındaki tali yoldan şarjlı bisiklet ile önüme çıktı. Benim aracımın sağ ön kapısına vurdu. Ben panikle aşağı inip müştekiyi arabaya alıp hastaneye getirdim. Ehliyetsiz araç kullandığım için panikle eve geldim. Bayanın çantası benim arabada kalmış bende annemle babamla birlikte müştekinin çantasını alarak tekrar hastaneye geldim. Geçmiş olsun dileklerimde bulunduk. Benim herhangi bir kötü niyetim yoktu. Pazardan sonra gerekli ilgi ve alakayı gösterdim. Mağdurun herhangi bir zararının karşılamadım ancak zararı olması durumunda karşılamak isterim. Müşteki şikayetinden vazgeçtiği takdirde şikayetten vazgeçmeyi kabul ederim. ” demiştir.

ŞİKAYET VE BEYANLAR;

MÜŞTEKİ BEYANINDA; ” Soruşturma aşamasında alınan beyanım doğrudur, aynen tekrar ediyorum, kaza sonrasında şahıs beni hastaneye götürüp bırakıp kaçmıştır, keşif sırasında da kazaya ilişkin beyanlarda bulunmuştum bu beyanlarımı aynen tekrar ederim, kaza nedeniyle manevi olarak etkilendik, çocuğumda yanımdaydı, hala kazanın etkisinden kurtulamıyor, bilirkişi raporuna bir diyeceğim yoktur, şikayetçiyim davaya katılma talebim vardır.” demiştir.

DELİLLER ;

-Sanığa ait adli sicil ve nüfus kaydı,

-Sanık savunması,

-Katılan beyanı,

-Keşif ve bilirkişi raporu,

-Genel adli muayene raporları,

-Tüm dosya kapsamı,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, GEREKÇE VE KABUL:

Sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden suçundan mahkememize kamu davası açılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, olay tarihinde katılanın şarjlı bisikleti ile seyir halinde iken … plaka sayılı araç sürücüsü sanığın aracı aniden katılanın önüne sürdüğü, katılanı aracın altına alarak sürüklediği, akabinde katılanı olay yerinden alarak hastaneye bırakıp gittiği, katılanın alınan kati doktor raporuna göre kemik kırığı olacak şekilde yaralandığının ve yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin tespit edildiği, kaza mahallinde yapılan keşif sonucu  sanığın asli kusurlu olduğu, katılanın kazada kusuru olmadığının belirtildiği, katılanın sanıktan şikayetçi olduğu, sanığın savunmasında katılanın şarjlı bisikleti ile önüne çıktığını ve aracının sağ ön kapısına vurduğunu beyan ettiği görülmüşse de katılanın beyanları ve olay sonrası şarjlı bisikletin çekilen fotoğraflarına göre üzerinde bulunan sürtünme ve darbe izleri göz önünde bulundurulduğunda sanığın savunmasına itibar edilmemiş, kazanın katılanın beyanında anlattığı gibi sanığın katılanın arkasından gelip sollamaya çalıştığı sırada şerit ihlali yaparak önüne geçtiği sırada katılanın kullandığı şarjlı bisiklete çarpması sonucu meydana geldiği anlaşılmış olmakla; Bu kapsamda, keşif, bilirkişi raporları, olay yeri fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, taraf beyanları ile tüm dosya münderecatı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın taksirli eylemi sonucu katılanın yaralanması nedeniyle, sanığın Taksirle Yaralama suçundan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nun 89/1. maddesi uyarınca, TCK 61. Maddesindeki ölçütler dikkate alınarak suçun işleniş biçimi, sanığın asli kusurlu oluşu meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı, yaralanmanın niteliği göz önüne alınarak sanığın teşditli şekilde mahkumiyetine karar verilmiştir.

Taksirle yaralama fiiili sonucu katılanın vücudunda kemik kırılması meydana geldiğinden sanığın cezasında TCK madde 89/2-b uyarınca 1/2 oranında artırım uygulanmıştır. Sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasten işlediği suçlardan mahkumiyetine karar verildiği anlaşıldığından 5271 sayılı CMK’nın 231/6-a maddesindeki koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş, aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Sanığın işlediği sabit olan Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nun 89/1. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kusur derecesi dikkate alınarak takdiren ve teşdiden … GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

2-Sanığın eylemi neticesinde katılanın vücudunda hayati fonksiyonlara ikinci derecede etki edecek biçimde kemik kırığı oluştuğundan 5237 Sayılı TCK.’nun 89/2-b maddesi uyarınca verilen cezada 1/2 oranında artırım yapılarak sanığın … GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

3-Sanığın yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları ile dosya kapsamına ve sabıkasına yansıyan olumsuz geçmişi nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 62/1 maddesi gereğince cezasında indirim yapılmasına yer olmadığına,

4-Sanığın belirlenen ekonomik ve sosyal durumu ile şahsi halleri dikkate alınarak adli para cezasının bir gününün 5237 Sayılı TCK’nun 52/2 Maddesi gereğince takdiren … TL olarak belirlenmesi suretiyle sonuç itibarı ile … gün karşılığı … TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

5-Sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/4. maddesi gereğince taksitlendirilmesine, suça konu cezanın birer ay ara ile 24 eşit taksitte sanıktan tahsiline, taksitlerden biri süresinde ödenmediği taktirde tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin sanığa ihtarına, (ihtar edilemedi)

6-Sanık hakkında adli para cezası verildiği anlaşıldığından TCK 51 ve 53.maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,

7-Sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasten işlediği suçlardan mahkumiyetine karar verildiği anlaşıldığından 5271 sayılı CMK’nın 231/6-a maddesindeki koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,

8-Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 31314 sayı ve 24/11/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren AAÜT uyarınca 4080,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,

9-Yargılama dolayısıyla yapılan … TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,

Dair, sanığın ve katılan vekilinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı’nın huzuru ile talebe uygun, yüzüne karşı karar verilenler yönünden hükmün tefhiminden itibaren, yokluğunda karar verilenler yönünden hükmün tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ceza Mahkemesine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakime onaylattırılması sureti ile Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf incelemesi yasa yolu açık olmak üzere yasal süre içinde yasa yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususu açıklanarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/05/2021

Bir yorum yaz