Muris Muvazaası

Muris Muvazaası davası

Muris muvazaası olarak adlandırılan durum mirastan mal kaçırma konusu kapsamında yer alır. Miras hukukunu ilgilendiren muvazaa kavramı mirastan mal kaçırmayı tanımlar. Muris muvazaası ifadesi, aslında var olmayan ancak dış dünyaya varmış gibi lanse edilmek istenen işlemler için kullanılır.

Miras hukukunda yer alan çeşitli kavramlar merak edildiğinde muris olarak adlandırılan vefat eden ve miras bırakandır. Tereke miras bırakanın mirasçılara bıraktığı mal varlığını ifade ederken mirasçılar da yasal ve atanmış mirasçılar olarak değerlendirilir.

Muvazaa kavramıysa, bir hukuki işlem ya da sözleşmede var olan tarafların görünürde yaptıkları işlemin arkasında gerçekte bir başka hukuki sonuç hususunda anlaştıkları manasına gelir. Örneğin bir gayrimenkulun 3. tarafları aldatmak maksadıyla birine bağışlaması gerçek maksadını gerçekleştirmek için tapuda satış göstermesi ve bu satış karşısında herhangi bir bedel almamasıdır.

Kişinin vefatının ardından sahip olduğu mallar üzerinde tasarruf hakkı bulunan mirasçılarına devir işlemlerinin gerçekleşmesi gerekir. Kişinin vefatı sırasında borçları olabileceği gibi alacakları da olabilmektedir. Kişinin vefat etmesi ile birlikte mal varlığı üzerinde hak sahibi olan mirasçılara intikalin gerçekleşmesi için birtakım işlemlerin yerine getirilmesi zorunludur. Bu işlemler hukuki birtakım prosedürlerin uygulanmasının ardından gerçekleşir.

Kişinin vefatının ardından çıkarılan veraset ilamı ile mirasçılar miras paylarını üzerine geçirebilir. Veraset ilamı çıkarılırken noter kanalı ile bu belge herhangi bir mirasçı tarafından alınabilmektedir. Veraset ilamı ve ölüm belgesi vefat edenin ardından yapılacak işlemler sırasında çeşitli kurumlar tarafından istenmektedir. Bu belgelerin beyan edilmesi ile de mirasçılarla ilgili çeşitli işlemlerin yapılabilmesi mümkün olur. Veraset ilamı belgesi Sulh Hukuk Mahkemesi’nden de alınabilen bir evraktır.

Miras hukukunda geçerli olan zümre sistemidir ve zümre sistemi aynı zamanda derecelendirme sistemi olarak da bilinmektedir. Muvazaa şartları oluştuğunda dava açılabilmektedir. Üçüncü kişiler kandırma amacı güdülerek hareket edildiğinde şartlar ortaya çıkar. Vefat eden ölümünden önce bu tür işlemleri yaptığında mirasçıların dava açabilmesi mümkün olur. Bunun yanı sıra tarafların aralarında anlaşması ve muvazaalı işlem gerçekleştirmek için bunu yapması da dava açmak için yeterli bir nedendir.

Muris Muvazaası Davası

Muris muvazaası ile ilgili olarak dava açılacağı zaman miras bırakanın mal kaçırma eylemini yapmış olması gerekir. Malların satışı veya devri gerçekleştiğinde ve miras bırakan bu işlemi gerçek mirasçılardan mal kaçırmak için yaptığında muvazaadan söz edilebilir. Mirasçının mirastan yoksun bırakılması amacı ile yapılan bu işlemler hukuk dışı olarak kabul edilir.

Mirastan mal kaçırma davası için öncelikle görünürdeki işlemlere bakılır. Muvazaa anlaşmasının olup olmaması da bu aşamada önemli hale gelecektir. Gizli bir sözleşmenin olması dava açmak için yeterli bir nedendir.

Muris muvazaası davası açılırken bu davayı açma hakkına sahip olanlar da merak edilir. Muris muvazaası davasını miras hakkı çiğnenen herkes açabilmektedir. Yasal mirasçıların yanı sıra atanmış mirasçılar ve evlatlıklar haklarının çiğnenmesi durumunda bu davayı açabileceklerdir.

Muris Muvazaası Davası Hangi Mahkemede Görülür?

Muris muvazaası ile ilgili olarak dava açacak olan mirasçıların merak edeceklerinden biri de hangi mahkemeye müracaat edilmesi gerektiğidir. Bu tür davalar miras bırakan vefat ettikten sonra açılabilmektedir. Muris muvazaası davası ile ilgili olarak zamanaşımı süresi bulunmamakta ve dava miras bırakanın vefatından sonra açılmaktadır. Her mirasçı kendi adına bu tür bir dava açabilmektedir.

Muris muvazaası davası açılırken maddi delillere gerek duyulur. Bu nedenle de davayı açan mirasçının muvazaa ile ilgili bir işlem yapılmışsa bunu belgelemesi gerekli olur. Vefat edenin yapmış olduğu sözleşmeler bu noktada önemli olur. Muvazaa davası açılacaksa öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe hazırlanarak başvuru yapılması gerekmektedir. Tapu iptali ve tescil davaları için bu mahkemeye başvurulur.

Muris Muvazaası 3. Kişiye Satış

Muris muvazaası tarafların 3. Kişileri kandırma amacı ile aralarında yaptıkları anlaşmalardır. Bu anlaşmalar gerçek iradelerine uymamakla birlikte görünüşte öyleymiş gibi görünür. Muvazaa işleminin oluşması içim üçüncü kişiler aldatma amacı güdülmeli ve taraflar gerçek amaçları ile yaptıkları işlemleri bile isteye uyumsuz gerçekleştirmelidir. Tarafların arasında muvazaalı işlemler için de bir anlaşma olması gerekir.

Muris muvazaası mirastan mal kaçırma olarak da bilinmektedir. Bu tür davalarda görünüşteki işlem olması önemlidir. Uygulamada bu işlemler satış ya da bağışlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri olarak hazırlanabilir. Bu işlem yapılırken miras bırakanın asıl amacı mirasçılardan mal kaçırmaktır.

Muris muvazaası için bir muvazaa anlaşması yapılmış olmalıdır. Bu anlaşma miras bırakan ile 3. Kişiler arasında yapılır. Bu anlaşma ile de mirasçıların aldatılması amaçlanır. Tarafların anlaşmasında görünürdeki işlemlerin bir hüküm ve sonuç doğurmayacağına dair bir karar alınır.

Miras bırakan ayrıca iradesini yansıtacak bir gizli sözleşme de yapar. Görünürdeki işlemin ardına gizlenmiş olan bu sözleşme gerçekte vefat edenin asıl iradesini tensil etme özelliğine sahip olur. Miras bırakan mirasçıları aldatma amacı güdeceğinden bu gizli sözleşme satış sözleşmesinin ardına gizlenecektir.

Gizli sözleşme olarak tanımlanan bu durum bir bağışlama olarak görülür ve tarafların da gerçek iradesine uygun olacağından kural olarak geçerliliğinden söz edilmesi yanlış olmayacaktır. Bunun yanında gizli sözleşmenin tapulu taşınmazlar için şekil şartına uygun yapılması gerekir.

Miras hakkı çiğnenmiş olan her mirasçı saklı pay sahibi olduğuna bakılmaksızın bu davayı açabilir. Bu tür bir davayı açamayacak olanlar ise mirası reddedenler ve miras hakkından feragat edenlerdir. Bunun yanı sıra mirastan çıkarılanlar da muris muvazaası davası açamamaktadırlar.

Muris Muvazaası Davası Nasıl Açılır?

Muris muvazaası davası miras hakkı çiğnenenlerin açabildikleri bir davadır ve mirastan mal kaçırma davası olarak da bilinmektedir. Mirasçılardan her birinin tek başına hareket ederek açabildiği bu davalarda diğer mirasçıların oluruna gerek duyulmamaktadır. Mirasçı dava açarken kendi pay oranına göre Tapu İptal ve Tescil davası açar.

Mirastan mal kaçırma davasında dava zamanaşımı süresine de dikkat edilmesi gerekir. Bu dava miras bırakan öldükten sonra açılabilen bir davadır. Muris muvazaası davası için zamanaşımı süresi bulunmaz.

Muvazaalı işlemlerde sözleşme yapan taraflar görünürde bir işlem gerçekleştirir. Fakat amaçları farklı bir hukuki sonuç konusunda anlaşmaktır. Muvazaalı işlemler için dava açılarak iptal gerçekleştirilmediği sürece bu işlemler geçerli kabul edilir. Bu nedenle mirasçıların bu konuda şüpheleri olması durumunda delillerle birlikte mahkemeye müracaat etmeleri gerekir.

Muris muvazaası olduğuna dair bir şüphenin olması durumunda kriterlerin sağlanıp sağlanmadığına bakılması gerekir. Bu kriterler arasında öne çıkan ve en belirgin olan ise görünürdeki işlem ile gizlenen işlemin ayrı olmasıdır.

Mirastan mal kaçırma olan muris muvazaası miras bırakacak olan kişinin mirasının tamamını ya da bir kısmını mirasçılarından kaçırmak için yaptığı işlemleri ifade eder. Bu durumda miras bırakan malların tamamı ya da bir kısmını tapuda satmış gibi gösterirken aslında gizli bir anlaşma yapmak sureti ile üçüncü kişilerle anlaşmış ve bu satış işlemi hukuki olarak yapılmış olsa da sonuç olarak taraflar aralarında anlaştığı için asıl amacı gizlemek için yapılmış olur.

Mirastan mal kaçırma işlemlerinin genel olarak hileli işlemlere dayandırıldığı anlaşılır. Mirastan mal kaçırma işlemlerinde miras bırakan malını satılmış gibi göstermek sureti ile aldatıcı işlem yapar. Muris muvazaası satış sözleşmesi ile yapılabileceği gibi bağışlama sözleşmeleri ile de bu işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Her iki durumda da asıl amaç mirastan mal kaçırmak olur.

Muris Muvazaası Tapu İptal Tescil Davaları

Muris muvazaası sebebi ile tapu iptal ve tescil davaları açılabilir. Yolsuz tescil olarak da adlandırılan uygulamalar sırasında taşınmaza ait mülkiyet hakkı gerçekte olması gereken kişi yerine bir başkasına kaydedilir. Bu durumda da açılması gereken dava tapu iptal ve tescil davası olur.

Mirastan mal kaçırma işlemleri miras bırakan tarafından çeşitli şekillerde yapılabilmektedir. Mirasçılar da bu işlemlere yönelik olarak dava açma hakkına sahiptirler. Bu tür davalar için zamanaşımı süresi olarak da bilinen hak düşürücü bir süre bulunmamaktadır. Bu tür davalar açıldığında maddi delillerle yapılan işlemlerin ispat edilmesi mahkemenin seyri açısından önem taşır. Bu nedenle de davayı açacak olan mirasçıların hukuki destek alması önerilir. Konusunda deneyimli hukukçularla çalışılması durumunda hak kayıplarının engellenmesi mümkün olacaktır. Ayrıca, hukukçuların varlığı sayesinde ortaya çıkabilecek çeşitli yanlışlıkların giderilmesi de söz konusu olur. Bu sayede de kişi haklarının korunması ve işlemlerin kısa sürede yapılabilmesi mümkün olur.

Bir yorum yaz