02122363690
·
[email protected]
·
Pzt - Cuma 09:00-17:00
Ücretsiz Danışmanlık

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Hakkı Anayasa Mahkemesi Kararları

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası içerisinde yer alan ve 26/1 maddesinde bulunan düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı, aynı zamanda ülkemizin taraf olduğu ve imza koyduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde de bulunur. Bundan dolayı mevcut hakkın ihlali gibi durumlarda, yasalarımıza göre bireysel başvuru hakkı imkanı tanınmıştır. Mevcut duruma yönelik olarak düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı anayasa mahkemesi kararları, farklı örnek olaylarla ve davalar üzerinden verilmiştir.

İfade ve Düşünce Özgürlüğü Hakkı Nasıl Tanımlanmıştır?

  • İfade ve düşünce özgürlüğü, AİHS 10 maddede şu şekliyle yer almakta; tüm insanlar, sahip olduğu her türlü görüşü, özgür bir biçimde ifade etme ve açıklama hakkına sahiptir. Bu durum, ülke sınırı ve kamu otoritesi müdahalesi olmadan, fikir verme, alma hakkını da kapsar.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre her bir şahıs, kanaatlerini, düşüncelerini, görüşlerini; yazı, söz, resim ya da daha farklı yollar üzerinden gerek toplu bir biçimde gerekse tek başına açıklayabilir. Bunları yayabilme hürriyeti söz konusudur. Bu hak, resmi olarak tanımlanmış olan her türlü makamın müdahalesi söz konusu olmadan, fikir almak ya da haber vermek özgürlüğüne de sahiptir.

Bir Derginin Tutuklu Olan Şahsa Verilmemesine Dair Karar

Tutuklu olan şahıslar, hükümlülerden farklıdırlar. Tutukluluk bir tedbir kararı olarak dikkat çeker. Bu yüzden yasalarımızda geçen mahkumun ıslahı gibi bir duruma göre, o şahsın basın ve yayını takip etme özgürlüğü hakkı elinden alınamaz. İlgili dava içerisinde tutuklu olan bir şahıs, bu süreç içerisinde dergi okumak istemiş ancak bu durum engellenmiştir. Yaşanan bu gelişme, anayasamızda belirtilmiş olan ifade ve düşünce özgürlüğünün tam olarak ihlali anlamına gelir.

Online İnternet Sayfasında Gazetecinin Haber Yayınlamasından Dolayı Ceza Alması Hak İhlalidir

Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı anayasa mahkeme kararları kapsamında şu tip bir hüküm söz konusudur. Toplumu ilgilendiren herhangi bir olayla alakalı olarak gazetecinin duymuş olduğu haberi, tıpkı savcının yapmış olduğu gibi doğrulatmaya kalkması, bu konuda girişimlerde bulunması zorunlu değildir. Gazeteci, duyumlarıyla hareket etmiş ve bundan dolayı haberi internet sitesine koymuştur. Bunun sonrasında ilgili gazeteciye dava açılması ve o kişinin ceza almasının istenmesi, yasalarımıza göre ifade ve düşünce özgürlüğünü hakkını ihlal anlamına gelir.

İnternet Sayfasında Yayınlanan Yazıdan Dolayı Tazminat Ödemek İfade ve Düşünce Özgürlüğü İhlalidir

Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı anayasa mahkeme kararları çerçevesinde verilmiş olan bir başka karar da şöyledir; bir kentin içme suyu ihtiyacı karşılayan nehrin, içinde yer alan zararlı maddelerden dolayı, kanser hastalığına sebep olacağını iddia eden bir kişi, konuya dair yazmış olduğu yazıyı, aynı zamanda azası olduğu sağlık kurumuna ait resmi web sayfasında kamuya açık bir biçimde yayınlamıştır. Bunun sonrasında o şehrin belediye başkanı, bu kişiye küçük düşürülme ve hakaret gibi gerekçeleri göstererek dava açmıştır. Ardından mahkeme vermiş olduğu kararla, yazı yazan kişinin tazminat ödemesine hükmetmiştir. Alınan bu karar, anayasamızda açık bir biçimde ifade edilmiş olan ifade ve düşünce özgürlüğü hakkını ihlal anlamına gelmektedir.

Endişelendiren, Şok Eden Ya da İnciten Düşünce ve Bilgiler İfade Özgürlüğü İçerisinde Yer Alır

Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü kararları içerisinde şu tip bir durum dikkat çeker; gazetede yayınlanmış olan bir haber sonrasında şahıs, söz konusu içerik nedeniyle zarar gördüğünü ifade etmiştir. Bundan dolayı tazminat davası açmıştır. Fakat dava, ifade ya da düşünce özgürlüğüne karşı bir ihlal olarak olayın değerlendirilmemesi sonucunda reddedilmiştir.