Borçlar Kanunu Nedir ?

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 11 Ocak 2011 senesinde kabul edilmiş olup 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmiştir olan 6098 sayılı kanun borçlar kanunu olarak tanımlanır. 22 Nisan 1926 senesinde yürürlüğe giren 818 sayılı borçlar kanununu yürürlükten kaldırmıştır.  Borçlar hukukuna ilişkin olan başlıca konuları kapsar. Hukuki işlemlerden oluşan borçlara yakından bakalım.

Hukuki İşlemlerden Doğan Borçlar

Bir ya da daha fazla kişinin hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması hukuki işlem olarak tanımlanır. Hukuki işlemler ise tek taraflı ya da ikili olmak üzere iki şekilde incelenir. Tek taraflı sözleşmeler için vakıf kurmak ya da vasiyetname örnek olarak verilebilir. İki taraflı sözleşmeler ise tek tarafa borç yükleyen ve de iki tarafa da borç yükleyen sözleşmeler olarak ayrı şekillerde değerlendirilir.

Eğer aynı anda değiş tokuş gerçekleşiyorsa 6098 sayılı Türk borçlar kanununun 352/1 maddesi gereğince bu duruma borç yükleyen sözleşmeler denir.

Sözleşmenin Kurulması: Borçlar kanunu 2019 birinci maddeye göre; sözleşme tarafların iradelerini karşılıklı ya da birbirine uygun olarak açıklamaları şekliyle oluşturulur. İrade açıklaması örtülü ya da açık olabilir. Buna göre sözleşmenin ortaya çıkması için gerekli olan unsurlar;

  • İradeler uygun olmalı.
  • Her iki tarafta irade açıklamasında bulunmalı.
  • Sözleşme iki taraflı olmalıdır.

Her irade açıklaması bilindiği üzere sözleşme kurulması için temel değildir. Birinci ve ikinci derecede unsurlar olmalıdır.

Borçlar Kanununa Göre Alacağın İradi Temliki Nedir ?

Türk Borçlar kanunun 183 ve 194 arasında düzenlenen alacağın temliki; mevcut olan alacaklının alacaklısının değişme işlemidir. Alacağın temliki borçlar kanunu gereğince;

  • Alacağın temlikine borçlu olan kişiler katılım sağlayamaz.
  • Bu durumda devirde borçlu olan kişinin rızasına gerek duyulmadığı için böyle bir devirden haberdar olmasına da gerek yoktur.
  • Alacağın temlikini sözleşme devrinden ayırt etmek gerekiyor. Borç ilişkisinden doğan birden çok alacağın üçüncü bir kişiye devri alacağın devri olarak tanımlanır.

Alacağın temlikinde; sözleşme ilişkisi nedeniyle meydana gelmiş olan hukuki durum devredilmediğinden dolayı yenilik doğuran haklar devredilemez. Bu durum sözleşmeni borçlu ve alacaklı tarafına ait kalır.

Borçlar Kanuna Göre Sorumluluk Sebeplerinin Yarışması

6098 sayılı Türk Borçlar Kanuna göre sorumluluk sebeplerinin yarışması için sorumluluğun birden çok sebebe dayanması şart. Bu sebepler ise haksız fiil sorumluluğu, sebepsiz zenginleşme, sözleşmesel sorumluluk olarak nitelendirilir.  Sorumluluk olan sebeplerin yarışması ile uygulamalarda sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.  6090 sayılı olan Türk Borçlar Kanunun 60. Maddesinde sebeplerin yarışması olarak düzenlenmiştir.

Maddeye göre; kişinin sorumluluğu birden çok nedene dayandırılıyorsa hakim, zarar gören kişi aksini istemedikçe sorumluluk sebebine bağlı olarak karar veriyor.

Borçlar Kanuna Göre Kesin Hükümsüzlük

Türkiye borçlar kanuna göre; kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içermiş olduğu hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin de geçerliliğini kesinlikle etkilemez. Fakat bu hükümler olmadan sözleşmenin yapılamayacağı açık bir şekilde anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz kabul edilir.

Borçlar Kanuna Göre Aldatma

Borçlar kanunu taraflardan birine diğerinin aldatması sonucunu sözleşmeye bağlı tutmaz. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu sözleşme yapan kişi, sözleşmenin yapıldığı esnada karşı tarafın da aldatmayı bilmesi ya da bilecek durumda olmasını yine sözleşmeye bağlı tutmaz.

Yetki Belgesinin Geri Verilmesi: Kanuna göre temsilci, yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği müddetçe temsil olunan, hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlı. Bir kimse eğer yetkisi yokken hukuki bir işlem yaparsa bu işlem sadece onun onadığı durumlara bağlı olarak değerlendirilir.

İlgili Yazılar

Bir yorum yaz