375 Sayılı KHK İle Kamu Görevinden Çıkarma

Last Updated on 19 Ekim 2021 by Okyanus Hukuk

375 Sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarma

KHK olarak kısaltılan kanun hükmünde kararnameler çeşitli sebeplerle oluşturulur. 375 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemleri için de bazı koşulların sağlanmış olması zorunludur. Bu kararnameye göre kişilerin yasadışı oluşumlarla ilgili olarak bağlantılarının tespit edilmiş olması ve bu sebeple de rütbelerinin iptali gerekir.

Kamu görevlisi ya da devlet memuru sıfatı ile görev yapacak olan kişilerden Anayasa’ya bağlı kalmaları talep edilir. Bu kişilerin hizmet verdikleri sırada kanunlara uygun hareket etmesi gerekir. 375 sayılı KHK’ya göre kamu görevinden çıkarma işlemlerinin yürürlüğe konabilmesi için yasaların dışında bir davranış sergilenmesi zorunludur. Bu tür görevleri yerine getiren kişilerin yasalarla belirlenen kuralları ihlal etmeleri durumunda kanun hükmünde kararname olarak adlandırılan uygulamalara maruz kalmaları söz konusu olabilir.

Bu tür kanun hükmünde kararnamelerin yürürlüğe girebilmesi için bazı aşamaların tamamlanmış olması gerekirken öncelikle yazılı bir soruşturma evresine gerek duyulur. Bu süreçte memur hakkında bir soruşturma açılırken belgelerin toplanması ve yasal delillerin elde edilmesi zorunludur.

375 sayılı KHK’ya göre kamu görevinden çıkarma süreçlerinde kişinin kendini savunma hakkı bulunurken her birey kanunlar önünde suçu ispatlanana kadar suçsuz kabul edilir. Yapılacak soruşturmada soruşturmanın gizliliğine de dikkat edilirken somut delillerle iddianın ispatlanması zorunludur.

375 Sayılı KHK Nedir?

Kanun hükmünde kararnameler çeşitli olağanüstü durumlar karşısında çıkartılabilir. 15 Temmuz darbe girişimi olarak adlandırılan eylemlerin ardından da devlet OHAL ilan etmiş ve bunun neticesinde de çeşitli kişilerin kamu görevinden ihraç edilmesi söz konusu olmuştur.

Olağanüstü hâl uygulamasının kaldırılmasının ardından ihraç işlemleri sırasında yeni bir kanun hükmünde kararnameye ihtiyaç duyulmuş ve bu durumda da 375 sayılı KHK devreye girmiştir.

375 sayılı KHK ile ihraç edilen memurlar arasında polisler, askerler yer alırken bu kişilerin terör örgütü ile irtibatlı oldukları düşüncesinden hareket edilmiştir. İdare kamu yararını gözeterek aldığı bu kararlar sırasında kamu menfaatlerinin en yetkin bir şekilde korunmasını amaç edinir.

Kanun hükmünde kararname oluşturulurken amaç edinilen milli güvenliğin sağlanması ve bu konuda tehdit olabilecek unsurların görevden uzaklaştırılmasıdır. Terör örgütü ile irtibatlı olduğu düşünülen bu kişilerin görevden uzaklaştırılmalarının kamu yararına olduğu düşünüldüğünden düzenleme bu yönde yapılmıştır.

Tüm kamu görevlilerini ilgilendiren bu kararname uyarınca koşulları sağlayan kişilerin 375 sayılı KHK ile görevden ihraç edildiği görülür. Bu kararname ile görevlerine son verilen kişilerin daha sonra görevlerine geri dönme şansları bulunmamaktadır.

375 Sayılı KHK Geçici 35. Madde Nedir?

OHAL kaldırılırken 375 sayılı KHK’ye eklenen, 31 Temmuz 2018’de yürürlüğe giren ve 3 yıl geçerli olan Geçici 35. Madde ile “maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” kamu emekçileriyle ilgili olarak “ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla” kamu görevinden çıkarma kararı verilebiliyor.

31 Temmuz 2021 tarihi ile 1 yıl daha uzatılan bu 375 Sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilebilmektedir. Bu madde kapsamında idari soruşturma başlatılarak kamu görevime son verilmektedir.

375 Sayılı KHK Kapsamında Değerlendirilen Kriterler Nelerdir?

375 KHK ile görevden alınacak kişilerle ilgili olarak bazı kriterlerin dikkate alındığı görülür. Bu tür ihraç işlemleri sırasında koşulların sağlanmış olması gerekirken aynı zamanda da bunun delillerle ispatı icap eder.

Kararnamede yer alan hükümler uyarınca tüm kamu görevlilerinin çalıştığı kuruma bağlı olarak ve bu kurumun bağlı olduğu Bakanlık kararı ile kamu görevinden alındığı görülmektedir. Kamu görevinden ihraç edilenlerin tekrar bu göreve dönmesi söz konusu olamamaktadır.

375 KHK ile görevine son verilen kamu görevlilerinin memur ya da işçi statüsünde olması arasında bir fark olmamaktadır. Bu görevin sonlandırılmasında yetkili kurum; çalışanın bağlı olduğu kurumun yanı sıra onun da bağlı olduğu Bakanlıktır.

Bakanlığın onayı memurun ya da işçinin görevinin sonlandırılması için yeterli olurken bu durumda kişilerin terör örgütü kapsamında değerlendirilen örgütle ilişiğinin olması gerekir. Uygulanacak idari işlemin sonuçlarından biri de kamu görevinden çıkarılan kişinin tüm rütbelerinden ve görevinden mahrum kalmasıdır.

375 Sayılı KHK ile İhraç Edilenler

375 sayılı KHK ile görevden ilişiği kesilenlerin tekrar göreve dönemedikleri görülür. Kanun hükmünde kararname uyarınca bazı kriterlerin dikkate alındığı fark edilmektedir. Bu tür bir kararname uyarınca geçerli olan durumlardan biri de üç yıl boyunca geçerli olmak üzere devletin milli güvenliğine karşı suç işleyenlerin kamu görevinden çıkarılacağı açıklanır.

  • Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı olan personel, Milli Savunma Bakanlığı onayı ile görevden alınırken Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin görevden ihraç edilmesi İçişleri Bakanı’nın onayı ile mümkün olur.
  • İhraç işlemleri sırasında memurun çalıştığı kurum dikkate alınarak karar verildiği görülür.
  • Görevden ihraç sırasında dikkate alınan kriterler bulunurken bunlardan biri genellikle asker olanların dosyasında karşılaşılan ardışık arama şeklinde kendini gösteren irtibatlardır. Bu irtibatların örgüt araması ile ilişkisinin olması, talimatlar içermesi gibi ayrıntılar dikkate alınır.
  • Bu takipler yapılırken yalnız başına telefonla aramanın yeterli olmadığı bu aramaların bir bağlantıya işaret etmesi gerektiği görülmektedir.
  • Bank Asya’ya örgüt talimatı ile para yatırmış olmak ve olağan dışı bankacılık işlemlerinin uygulanmış olması da görevden ihraç için gerekli olan koşullar arasında yer alır. Sıradan para yatırma işlemleri inceleme sırasında dikkate alınmaz. Bu işlemlerin olağan dışı durumlara işaret etmesi gerekir. Bunun yanı sıra memur, polis veya asker hakkında ceza soruşturması açıldığında da örgütle irtibat için bu durum yeterli bir delil olarak kabul edilir.
  • Anayasaya göre suçu ispatlanana kadar herkesin masum olduğu fikrinden hareket edilmesi gerektiğinden bu tür delillerin bir hukuk devleti açısından yetersiz olduğu kabul edilmelidir. Bunun yanı sıra ihraç işlemlerinde örgüte bağış yapmak, dernek ya da vakıflarına kaydolmak, tanık beyanları, yurtlarında kalmış olmak örgüt üyeleri ile irtibat gibi kriterlerin dikkate alındığı görülür.
  • Bunun yanı sıra örgütün iletişim programlarını kullanmak, evlerinde kalmak da dikkate alınanlar arasında yer alır. Bu durumda da kişilerin görev geçmişleri, çalıştığı yerler, sicilleri incelemeye tabi tutulur. 375 KHK kapsamında memurların durumu belirlenirken yukarıdaki kriterler dikkate alınır.

375 Sayılı KHK Kamu Görevinden Çıkarma İptal Davası

375 sayılı KHK’nın geçici 35. Maddesi uyarınca ihraç edilenler kamu görevinden çıkarılmalarına yönelik olarak iptal davası açma hakkına sahiptir. Bunun için 60 günlük başvuru süresi hakları vardır. Bu süre içerisinde idare mahkemesine dava açılması sureti ile göreve iade talebi yapılabilmektedir.

Dava açılacağı zaman başvurulması gereken mahkeme memurun görev yaptığı son yerde olan idare mahkemesidir. Bu mahkemeler yetkili mahkeme olarak adlandırılır. Bu tür bir dava açılacağı zaman öncelikle yürütmenin durdurulması talep edilir.

Kişilerin haklarının savunulması açısından hukuki sürelerin göz ardı edilmemesi oldukça önemlidir. 60 günlük süre içerisinde dava açılmaması durumunda hak kaybı yaşanması kaçınılmaz olur. Görevinden ihraç edilen kişilerin göreve iade davası açma hakkının olmasının yanı sıra ayrıca maddi ve manevi tazminat davası açma hakları da bulunur.

Kamu görevinden çıkarılan kişilerin bir daha kamu hizmetine girmesi mümkün olmamaktadır. Bu kişilerin rütbe ve memuriyetlerinin geri alındığı görülürken ayrıca silah ruhsatları ve pilotluk ruhsatlarının da iptal edilmesi söz konusu olur.

Bu tür bir ihraç durumu ile karşılaşan kişilerin özel güvenlik şirketi kurucusu ya da ortağı olamadığı gibi burada çalışması da söz konusu olamamaktadır. Oturdukları lojmanlardan 15 günlük süre içerisinde çıkmaları gerekirken silah kullanma yetkileri de sonlanır.

Bu kişiler açısından bilinmesi gerekenler arasında soruşturma kapsamında yurt dışına çıkma yasağına maruz kalabilecekleri olurken aynı zamanda da pasaport iptalleri se söz konusu olabilmektedir. 375 sayılı KHK kapsamında görevinden ihraç edilenler için iptal davası açma hakkı bulunmaktadır.

375 Sayılı KHK İle Kamu Görevinden Çıkarılmanın Sonuçları

  1. Bir daha kamu hizmetine giremez ve farklı bir kamu hizmeti yürütemezler.
  2. Doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez,
  3. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünden çıkarılanların, mahkeme kararı aranmaksızın, karar tarihinden geçerli olmak üzere rütbe ve memuriyetleri tamamen geri alınır.
  4. Silah ruhsatları, pilotluk lisansı, dalgıçlık belgesi ve gemi adamlığına ilişkin belgeleri iptal edilir,
  5. Oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir. Lojman haklarını sona erer.
  6. Özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamaz. Silah kullanamazlar.
  7. İdari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin  pasaport birimlerince pasaportları iptal edilebilir. İlgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebilmektedir. Yurtdışına çıkış yasağı adli soruşturma kapsamında getirilebilir.

375 Sayılı KHK Meslekten Çıkarma Emsal Karar

  • 375 Sayılı KHK Meslekten Çıkarma
  • Yürütmenin Durdurulması Kararı

Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, itiraz dilekçesi ile dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava; Davacı tarafından, Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 22/09/2020 tarih ve 2020/.. sayılı işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı maddi ve özlük haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve … TL manevi tazminatın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, ”Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler…” hükmüne yer verilmiştir.

7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26’ncı maddesiyle, 27 Haziran 1989 tarihli, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ve 31/07/2018 tarihinde yürürlüğe giren geçici 35. maddesinde, “(Ek: 25/7/2018-7145/26 md.) … B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;……….. 6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.” hükmüne; aynı maddenin son fıkrasında da, “Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan yukarıya açık metni aktarılan maddeye göre kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edilebilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir.


Dava dosyasının incelenmesinden, Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı hakkında yapılan araştırma, ilgili kurumlardan elde edilen bilgiler neticesinde Fetö/Pdy terör örgütüyle iltisaklı olduğundan bahisle dava konusu 22/09/2020 tarih ve 2020/.. sayılı işlemle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı açılan ceza davası neticesinde … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/03/2019 gün, E:2018/… K:2019/.. sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, UYAP kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı hakkında başkaca bir dava ve soruşturma bulunmadığı, davacı hakkında bu yönde disiplin soruşturması da bulunmadığı, davacının fetö/pdy terör örgütüyle iltisaklı olduğuna ilişkin davalı idarece somut bir tespit ve delil ibraz edilmediği, ceza mahkemesinin beraat kararının içeriği incelendiğinde, davacının 2013 yılında fetöye müzahir bir evde 2 ay kaldığı sonrasında devlet yurdunda kaldığı, örgüt evinde kaldığı süre içinde örgütsel faaliyetlere katılmadığı, davacının örgüt hiyerarşisi içinde bulunduğuna dair delil bulunmadığı, tanık beyanlarında da davacının örgütsel faaliyetlere katıldığına ilişkin ifade bulunmadığı, ayrıca davacının eşinin çalıştığı özel şirketten aldığı ücretin Bank Asya üzerinden ödenmesi sebebiyle bu bankada hesap açtığı ancak hesap hareketleri incelendiğinde, maaş ve harcama dışında bu hesapta bir hareketlilik olmadığı, ayrıca davacının eşi hakkında herhangi bir soruşturma da bulunmadığı, bu durumda terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu kanıtlanmayan davacının 375 sayılı Yasanın geçici 35. maddesine istinaden kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Diğer yandan dava konusu işlemin uygulanması halinde davacının kamu görevini yerine getiremeyeceği bunun da davacının mesleki kariyeri ve maddi yönden mağduriyetine sebep olacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Van 2. İdare Mahkemesi’nin ../../2020 gün ve E:2020/… sayılı kararının kaldırılmasına, olayda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen şartların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından teminat aranmaksızın davaya konu işlemin yürütmesinin durdurulmasına, bu kararın kesin olduğunun taraflara tebliğine, 12/01/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Samsun 1. İdare Mahkemesi Esas No : 2019/.. Karar No : 2019/..

  • 375 Sayılı KHK Meslekten Çıkarma
  • İptal Kararı

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Samsun Halk Sağlığı Müdürlüğü’nde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yaptığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 9. alt bendinde yer alan düzenlemeye istinaden 05.04.2019 tarih ve 70… sayılı Bakanlık Olur’u ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faizi ile birlikte tazmini istenmektedir.

Olayda, davacının İzmir … Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/.. K:2018/.. sayılı kararı ile terör örgütüne üye olma suçu ile 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, verilen hükme karşı istinaf isteminde bulunulduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dava Dairesi’nin E:2018/.. K:2019/.. sayılı kararı ile ” …2009 yılına kadar tüm eylemlerini anlatmış olduğu, 2009 yılından devlet memuriyetine geçmiş olduğu, memuriyeti safaatında örgütle irtibatını devam ettirdiğini gösterir dosya kapsamında hiçbir delilin bulunmadığı, örgüte ait dernekte geçimini temin etmek için maaşlı olarak çalıştığı, çalışmış olduğu yıllar itibariyle cemaat olarak adlandırılan yapının sonradan tetör örgütü olacağını ve anayasal düzeni bozmak amacıyla hareket edeceğini bilebilecek durumda ve konumda olmadığı, Bank Asyada 2005 yılında açtırmış olduğu hesabında birikimlerini değerlendirmek üzere para yatırdığı, çeşitli tarihlerde yatırım hesabı açmış olduğu, her nekadar 16/01/2004 tarihinde 3500,00 TL’lik bir katılım hesabı açmış ise de sanığın hesap hareketleri incelendiğinde, öncesinde de katılım hesaplarının bulunması, birden fazla temdit işleminin bulunması, sanığın 2014 yılı nisan ayı başında Bank Asya’da bulunan yaklaşık 150.000 TL’yi çektiği, bu şekliyle örgüt liderinin talimatları doğrultusunda hareket etmediği… suçun unsurlarının oluşmadığı… ” gerekçesiyle incelemeye konu hüküm kaldırılarak, beraat kararı verildiği görülmüştür. Davacının kamu görevinden çıkarılmasına gerektirecek başkaca herhangi bir sebep bulunmadığı görülmekte olup, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davacının özlük haklarının ödenmesine ilişkin kısma gelince; 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 35. Maddesinde, “… görevine iade edilenlerin görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklar ödenir” hükmü gereğince davacının yoksun kaldığı mali ve sosyal haklarına ilişkin kısmın da kabulü gerekmektedir.

Ankara 5. İdare Mahkemesi Esas No : 2019/.. Karar No : 2020/..

  • 375 Sayılı KHK Meslekten Çıkarma
  • İptal Kararı

Uyuşmazlık konusu olayda; davacı hakkında terör örgütü üyeliğine yönelik olarak yürütülen soruşturmaların nihai olarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde birleştirildiği anlaşılmış olup Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 20.03.2018 tarihli karar ile davacı hakkında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik yapısı ve hiyerarşisi içerisinde görev aldığına, örgütün gizli, hücre tipi ve hiyerarşik yapılanmasından haberdar olduğuna, örgüt faaliyetlerine etkin bir şekilde katıldığına, örgüt bilinci içerisinde mutlak itaat prensibi ile hareket ettiğine, üzerine atılı olan terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğine dair hakkında kamu davasını açma şüphesini gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesi gittiği, bu tarihten sonra ise gittiğine dair delil elde edilemediği, suçun bu bakımdan süreklilik ve yoğunluk unsurlarının oluşmadığı, örgütsel faaliyet içerisinde bulunduğuna dair delil elde edilemediği gerekçelerine yer verilmek suretiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına yönelik karar verildiği görülmektedir. Yine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 12.04.2019 tarihinde ”her ne kadar davacı hakkında aynı suçtan yeniden soruşturma başlatılmış ise de; yapılan soruşturma neticesinde davacı ile birlikte 2013 yılı öncesinde okul yıllarında örgüt evine gittiğini belirten dava dışı şahsın ifadesi dışında yeni bir tespit yapılamadığı” belirtilmek ve yukarıda aktarılan soruşturma dosyasında bulunan tespitlere yer verilmek suretiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına yönelik karar verildiği anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, Mahkememizin; 03.03.2020 tarihli ara kararı ile; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı’ndan ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’ndan; davacının Bank Asya Katılım Bankası A.Ş.’de hesabının bulunup bulunmadığının, hesapları varsa ne tür bir hesap olduğunun, hesabın açıldığı ve kapatıldığı tarihlerin, bu hesaptaki hareketlerin seyri, miktarı, kimlere ya da kimlerden hangi tarihlerde para aktarımı yapıldığının, hesap hareketleri nedeniyle değişen bakiye tutarlarının, şayet bu hesap bir maaş hesabı ise taşeron işverenin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olup olmadığının, bu işyeri hakkında işlem yapılıp yapılmadığının sorulmasına, ilgili bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, buna cevaben anılan Kurumlarca davacı hakkında herhangi bir hesap bilgisine rastlanmadığı bildirilmiştir.

Buna göre, dava konusu olayın gelişim süreci ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; davalı idarece davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde tespitler uyarınca işlem tesis edilmiş ise de; bahse konu tespitlerin bir kısmının adli mercilere intikal eden hususlara yönelik olduğu bir kısmının ise ifadelere dayalı olduğu, davacı hakkında “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçuna yönelik Cumhuriyet Başsavcılıklarınca devam eden bir soruşturma veya ceza davasına rastlanılmadığı, hakkında açılan soruşturmaların ise kovuşturma yapılmasına yer olmadığına yönelik karar ile sonuçlandığı, bunun dışında herhangi bir verinin dava dosyasına sunulamadığı görülmektedir.

Bu durumda Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda anılan karar gerekçeleri ile soruşturma dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesi yapılmak suretiyle tesis olunan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

  • 375 Sayılı KHK Meslekten Çıkarma
  • İptal Kararı

Bu durumda; yukarıda ifade edilen mevzuat ve açıklamalar ile olay kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan … A.Ş.’de 24/01/2006 – 19/06/2006 tarihleri arasında çalıştığı ve FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticilerinden … ile 13/09/2013 – 19/09/2013 tarihleri arasında 5 adet telefon görüşmesinin olduğu, davacı hakkındaki dava konusu kamu görevinden çıkarma işleminin de bu sebeplerle tesis edildiği görülmekle, anılan telefon görüşmelerinin, davacının kendisine ait … plakalı aracına kasko yaptırmak için yapıldığı, zira, anılan tarihlerde (13/09/2013-19/09/2013) yapılan 5 telefon görüşmesinden sonuncusu olan görüşmenin gerçekleştirildiği 19/09/2013 tarihinde … poliçe nolu kaskonun FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticilerinden olan … ortağı olduğu ve Ankara Anonim Türk Sigortanın acentesi konumunda bulunan … Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.’den yaptırıldığı, bu nedenle, yapılan görüşmelerin kaskoya yönelik olduğu, ayrıca, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde kararname ile kapatılan kurumda yaklaşık 5 ay çalışmasının ise 14 yıl öncesine dayandığı ve çok kısa süreli olduğu, bunun yanında, davacının, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatını, iltisakına ya da mensubiyetini ortaya koyan herhangi bir somut bilgi ya da belgenin de dava dosyasında bulunmadığı hususları dikkate alındığında, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun kesin bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 483,20-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.040,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareler tarafından (eşit şekilde 1.020,00-TL’şer olarak) davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra re’sen davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, 17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir yorum yaz